Yazı Detayı
13 Ocak 2020 - Pazartesi 12:27
 
ŞU GÖÇ DEDİKLERİ
Sedat YÜCEL
 
 

Tarih boyunca çok göç almıştır bizim Anadolu. Çünkü insanların sığındıkları, geldiklerinde misafir anlayışıyla ilgi görüp ağırlandıkları bir Türk yurdu olmuştur hep.

Bizler, dini, dili, ırkı ne olursa olsun bize yönelerek, bize teveccüh ederek her gelen için kapımızı, soframızı, gönlümüzü açmışız. Esasen misafirperverlik, bu toprakların mayasında var ve özellik bize ecdadımızın mirasıdır diye düşünüyorum. Geleni buyur etmek, bir anlamda Tanrı'nın misafirini buyur etmek demektir.
Göç dediğimiz şey, bir ülkeden diğer bir ülkeye çoklu olarak gidildiği, sonrasında, hukuki ve sosyal açıdan birçok değişimler yaşandığı çok yönlü bir süreçtir. Sebebi ne olursa olsun bulunduğumuz coğrafya,göç potansiyeli açısından maalesef zengin bir coğrafyadır. Ülkemizin koşullarının cazip gelmesinden dolayı, göç tehdidine ve tercihine Lübnan ve Ürdün'den daha çok muhatap olan bir konumdayız.
Türkiye, 2011 yılından itibaren, Suriye iç savaşı nedeniyle belki de dünya tarihinin en büyük göçü ile karşı karşıya kalmıştır. İnanç, tarih ve hatta kan bağımızın olduğu Suriye'den gelen göçmenlere kapılarımızı açtık, insani olarak da açmak zorundaydık. Yetkililerin telaffuz ettiği rakamlara göre “Dört Milyon” Suriyelinin yaşadığı bir ülkeyiz artık.
Mülteci akınına karşı ön saflarda bulunan Yerel Yönetimler, daha önceden uyarılmış olduklarından ve buna göre hazırlıklı olduklarından ilk etapta zorluk çekmediler; ancak gelenlerin sayısı on binleri aşmaya başlayınca, Hükümet desteği de olsa zorlukların, güçlüklerin, sorunların üstesinden gelebildiler. Olayın sadece ekonomik boyutu değil, onun da ötesinde sosyal risklerinin de olduğu zamanla daha iyi anlaşıldı.  Çadır kentler kuruldu, sosyal ihtiyaçlar karşılanmaya başlandı.Biz ağırlama hesapları yaparken AB ülkeleri ile özellikle Kanada, nitelikli Suriyelileri belirledi ve neredeyse ülkelerine toplayıp götürdüler.  Bu arada barınma alanlarına yerleştirdiğimiz misafirlerimiz bir süre sonra ayrılıp kendi isteklerine göre yaşayabilecekleri kentlere yerleşmeye başladılar. 
Bugün itibarıyla 4 Milyon Suriye vatandaşı Türkiye'de yaşıyor dedik. Sadece İstanbul'da 550 bin mülteci yaşıyor ve bu sayı Avrupa Birliği ülkelerinin tamamının kabul ettiği mülteci sayısının toplamından daha fazla. Bu ilimizi Gaziantep 450 bin, Şanlıurfa 428 bin Suriyeli ile takip ediyor. Bir panelde Kilis Belediye Başkanı, Kilis nüfusundan daha çok Suriyeliyi barındırdıklarını söylüyordu. Kocaeli'de 57 bin Suriyeli olduğu kayıtlarda geçiyor olsa da, ben kayıt dışı sayıların daha fazla olduğu kanaatindeyim.
Bu insanlar kendi memleketlerine dönerler mi?
Tamamı dönmez; ama çoğunluğu kalır sanyorum!
Dönmeyeceklerse, nasıl bir yol izleniyor diye sormak lazım. Suriyelilere yönelik mülteci ofisleri, dil kursları, kadınlara yönelik, çocuklara yönelik, kapasite geliştirici, meslek edinme amaçlı birçok sosyal proje üreten yerel yönetimler gördüm. Özellikle Sultanbeyli Belediyesi bana göre örnek teşkil edecek çalışmalar yapmış, yapmaya da devam ediyor. Kendi bölgesindeki mültecilerin tamamını kayıt altına almış, dernek kurmuşlar ve Emniyet ile birlikte eş güdümlü çalışarak entegrasyonu ve rehabilitasyonu sağlıyorlarmış. Araştırmaya değer bence.
Yaklaşık altı ay kadar oldu; Kavaklı Mahallesi 100. Sokakta oyun oynayan 6 erkek çocuk dikkatimi çekti. Çok coşkulu, keyifli oynuyorlardı; ama dikkat edilince, içlerinden birisinin uyumsuz davrandığı, oyuna karışmak istemediği, ama sanki karışamıyor gibi acayip bir durumunun olduğu fark ettim. Çocuklara yaklaşıp oynadıkları oyunun adını sordum. Konuşmadılar. Suriyeli olduklarını sonradan anladım.. Uyumsuz ve hoyrat davranan çocuğa neden arkadaşlarınla güzel güzel oynamıyorsun dedim? Çocuk sorularıma ısrarla cevap vermeyince Türkçe bilmiyor musun? Dedim. Çocuk yine hiç konuşmadı. İçlerinden biraz yaşı büyük olanı nihayet konuştu:
“Amca onun geçenlerde annesi öldü” dedi. Vallahi içim “cız” etti. Çok üzüldüğümü söyledim ve kaç kardeş olduklarını sordum. Diğer çocuk, “dört kardeşler” dedi. “Size babanız mı bakıyor?” dedim. Yine diğer çocuk cevap verdi: “Amca onun annesini, babası öldürdü.”
Bana göre söz burada bitti, ben de bittim. Zaten ne diyeceğimi bilemedim. 

Tamda burada insanın aklına geliyor işte; Gölcük'te 4 bin kadar mülteci var ve sayılar değişebiliyor. Yerel yönetimler ya da Kaymakamlık tarafından rutin dışında yapılan bir şey var mı? Sosyal proje ya da projeler yürütülüyor mu? Yoksa gıda, sağlık ve ekonomik yardımlar yeterli olarak mı görülüyor?  Bilmiyorum, ama bildiğim şey, sosyal hizmetler ve psikolojik destek, uyum kapsamında ilgilenilmeyen Suriyeli ailelerden zaman içerisinde sorunlu bireyler çıkıp sorunlarıyla topluma sorun yaşatacağı endişesinden de kendimi alamıyorum.
Sevgiyle kalın.

 
Etiketler: ŞU, GÖÇ, DEDİKLERİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Ağustos 2020
ZAMAN GEÇİP GİDİYOR
27 Temmuz 2020
KUŞAKLARLA ÇATIŞMAYALIM!
20 Temmuz 2020
BOSNA'YI ANLAMAK
13 Temmuz 2020
HALKIN GÜCÜ VE DEMOKRASİ
29 Haziran 2020
DENİZCİLİK VE KABOTAJ BAYRAMI
22 Haziran 2020
SINAV DÜNYASI
15 Haziran 2020
DÜNYA TÜRKİYE’SİZ OLAMAZ
11 Haziran 2020
TOPLUMDAKİ GÖNÜLLÜLÜK RUHU
01 Haziran 2020
KALKINALIM AMA ÇEVREYİ İHMAL ETMEYELİM
27 Mayıs 2020
TARİHTEN BUGÜNE İSTANBUL
04 Mayıs 2020
BAHAR BAYRAMI VE HIDIRELLEZ
21 Nisan 2020
KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN YARARLARI VE SORUNLARI
12 Nisan 2020
YOKSULLUK VE SOSYAL DAYANIŞMA KÜLTÜRÜMÜZ
07 Nisan 2020
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE MAHALLE KÜLTÜRÜMÜZ
26 Mart 2020
İNTERNET VE SOSYAL MEDYA
19 Mart 2020
GIDA TERÖRÜ !..
19 Mart 2020
BU ŞEHİRDE ARSA PAYIM VAR
19 Mart 2020
DEĞİŞEN VE DEĞİŞTİREN İNSANDIR
16 Mart 2020
Marka Şehirlerin Önemi!
09 Mart 2020
MADDE BAĞIMLILIĞI
24 Şubat 2020
ESNAF DEDİĞİN, ŞEHRİN HARCIDIR
18 Şubat 2020
KİTAP OKUMA ALIŞKANLIKLARIMIZ
10 Şubat 2020
NE EKERSEK ONU BİÇERİZ
03 Şubat 2020
GENÇ NÜFUSUMUZ ZENGİNLİĞİMİZDİR
27 Ocak 2020
ŞU BİZİM ANADOLU
20 Ocak 2020
TELEVİZYON DİZİLERİNİN GÜCÜ
06 Ocak 2020
NEREYE KADAR ŞEFKAT!
30 Aralık 2019
TÜRKİYE PANORAMASI
23 Aralık 2019
SEVGİ EMEK İSTER
16 Aralık 2019
S İ N E R J İ
10 Aralık 2019
ÖYLE BİR HAYAT SÜR Kİ!
07 Aralık 2019
BEN HER ŞEYİ BİLİRİM
14 Kasım 2019
BİR ŞEHİR İSTİYORUM
31 Ekim 2019
BU KADAR HOŞ GÖRÜ SADECE BİZDE OLUR !
22 Ekim 2019
OYUN VE OYUNCULAR DEĞİŞMEDİ
17 Ekim 2019
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA AMAÇLARI
09 Ekim 2019
HAYDİ,GÖLCÜK'Ü SATALIM !
03 Ekim 2019
GÖREV KÖRLÜĞÜ DENEN ŞEY !
24 Eylül 2019
FUTBOL VE GÖLCÜK'TE SPOR
21 Eylül 2019
DERT BENDE DERMAN BENDE
14 Eylül 2019
BM NEDİR, NE DEĞİLDİR?
28 Ağustos 2019
HEMŞERİ OLMAK BÖYLE BİR ŞEY
16 Ağustos 2019
''BUNU BEN YAPAMAZDIM''
Haber Yazılımı